Biz Kimiz

Hafızanın İzinde

Hayatımın büyük bir kısmı, Boğaz’dan geçen gemileri izleyerek geçti; her biri uzak yerlerden taşıdığı hikâyelerle ilgimi çekerdi. İstanbul benim için hiçbir zaman sadece bir şehir olmadı. Gri, mavi ve kızılımsı tonların iç içe geçtiği; geçmişle bugünün aynı karede var olabildiği bir masal diyarıydı hep. Belki de bu yüzden, tek bir çizgiye, tek bir stile sığmak yerine katmanları seviyorum.

Zamanla şunu fark ettim: İkinci el parçaların, vintage kıyafetlerin ve eski ev eşyalarının taşıdığı sessiz bir tarih var. Bir eşyanın, bir kıyafetin dokusunda saklı duran yaşam izleri… Yeniyi almak yerine önce hikâyesi olanı görmeyi; yeni ile eskiyi birleştirmeyi, günceli tarihle karıştırmayı seviyorum. Çünkü bu geçişler hem stile hem hayata başka bir derinlik katıyor. Dokulara, formlara, üretim kalitesine ve bir parçanın mekâna ya da bedene nasıl oturduğuna dikkat ederim. Stil benim için bir unvan değil; dünyayı görme, kendini ifade etme ve hayatta kendi yerini bulmanın yolu.

Dekorasyonda da aynı şeye çekilirim: modern bir parçanın yanında vintage bir obje, sade bir yüzeyin üzerinde yoğun bir renk, bazen de sadece ışığın bir masaya düşme şekli bile bana ilham verir. Eşyaların ağırlığını, bir objenin mekândaki varlığını, farklı dönemlere ait detayların yan yana duruşunu izlemek beni hep aynı noktaya getirir: uyum, çoğu zaman zıtlıklardan doğar.

Yazarken de aynı refleksle hareket ederim; hayatımda akan her detayı izlerim. Uyum ve uyumsuzlukların yarattığı enerjiyi, çoğu insanın fark etmediği o ince esprileri, anların içinden sızan küçük titreşimleri… Bütün bunlar, hikâyenin benim için başladığı yerdir.

Felsefe
• Sadelikten Çok Katmanlara İnanan
• Seçerek ve Özenle Sürdürülebilir
• Doğası Gereği Duygusal