Merhaba

Burası The House of Esra.

Bu bir blogdan çok, zamanla büyüyecek bir defter gibi.
Bazen bir not, bazen bir hikâye, bazen mutfaktan bir tarif, bazen de günün içinden küçük bir cümle.

Yazmak benim için anlatmaktan çok hatırlamak demek.
Çocukluk, şehirler, evler, kıyafetler, kadınlık halleri, sessiz bekleyişler…
Bazen bir siyah kot pantolon, bazen gönderilemeyen bir mektup, bazen de sadece içimde kalan bir his.

Bu sayfalarda büyük iddialar yok.
Daha çok küçük gözlemler, yarım kalmış cümleler, zamanla anlam kazanan anlar var.
Hayatın hızından biraz uzak, daha yavaş, daha dikkatli bakma niyeti var.

Notlar, buranın en serbest alanı.
Günlük gibi, bazen deneme gibi, bazen sadece birkaç satır.
Her gün yazmak zorunda değilim ama yazdığımda samimi olmayı önemsiyorum.

Eğer sen de:

  • sessiz hikâyeleri seviyorsan

  • detaylara takılıyorsan

  • hayatın küçük anlarının iz bıraktığına inanıyorsan

burada kendine ait bir şey bulabilirsin.

Hoş geldin.
Bu evde acele yok.

Previous
Previous

Yeni Başlangıçlar : Hislerimizi Dinleyerek Gerçekçi Hedefler Nasıl Belirleriz ?